Ne mutlu ki tarih 100 yıl önceye döndü.
Osmanlı’nın Ortadoğu ve Afrika coğrafyasından çekilmek zorunda kaldığı 1918 yılından sonra ilk kez bir Müslüman ülke, bu coğrafyada tekrardan güvenliği temin eder duruma geldi.
İşte tüm bu gelişmeleri alt alta yazdığımda Batılılar açısından şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor; Ortadoğu ve Afrika coğrafyasını önümüzdeki bir 100 yıl boyunca yeniden sömürebilmek, var olan devletlerden yeni devletçikler yaratabilmek, Müslümanları köleleştirmek için ERDOĞAN’ın öldürülmesi gerekiyor.
İşte bu açıdan son derece gergin ve endişeliyim.
Erdoğan ve Türkiye son kaledir.
Erdoğan düşerse Türkiye düşer.
Türkiye düşerse Kâbe düşer, Mekke ve Medine düşer, Kudüs, Halep ve Şam düşer, Beyrut, San’a ve Kahire düşer.
Türkiye düşerse İslamiyet diye bir şey kalmaz.
İŞTE BU NEDENLE ERDOĞAN’I ÖLDÜRECEKLER.
Erdoğan düşerse Türkiye dörde, Suudi Arabistan beşe, İran, Irak, Suriye, Yemen, Libya ve Mısır üçer beşer devlete bölünür.
İşte bu nedenle içim ürperiyor ve tedirginlik yaşıyorum.
İşte bu nedenle suyun uyuduğunu ancak düşmanın uyumadığını görüyorum.
İşte bu nedenle bir yandan PKK, HDP, YPG, JPG, DHKP-C, diğer yandan FETÖ ve onun siyasi ayağı konumuna dönüşen CHP saldırdıkça saldırıyor.
İşte bu yüzden CHP’nin genel başkanı, parti temsilcileri ve milletvekilleri sürekli olarak “Erdoğan’ı uluslararası mahkemelerde savaş suçundan yargılatacağız”şeklinde açıklamalarda bulunuyor.
İşte bu yüzden ABD, Almanya, Belçika, Hollanda, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsveç gibi terör destekçisi ülkeler açık şekilde Türkiye’ye cephe alıyor.
Batılılar FETÖ liderine oldukça kızgın. Marmaris baskınında Erdoğan ve ailesi ele geçirilseydi, karanlık, pis ve izbe bir karakolda tıpkı Romanya’nın devrik lideri Çavuşesku ve eşine yaptıkları gibi kurşuna dizilerek öldürüleceklerdi.
Sultan II. Abdülhamit’in Ermeni Komitacıları tarafından 1905’de düzenlenen bombalı saldırıda öldürülememesi, Tevfik Fikret denilen şerefsiz şairi çok üzmüş ve bu üzüntüsünü “Bir Lâhza-yı Ta’ahhur (Bir anlık duraklama)” adlı şiirinde şu şekilde mısralara dökmüştü;
“Ey şanlı avcı, tuzağını boşuna kurmadın!
Attın… fakat yazık ki, yazıklar ki vuramadın”
Tevfik Fikret’in yazdığı bu şiirin yabancı versiyonunu “avcı” konumundaki Fethullah Gülen denilen kanı bozuk için kaleme alanlar epeyce çoktur ve şiir muhtemelen şu şekildedir;
“Ey şanlı hoca, tuzağını güzel kurdun!
Darbeyi yaptın, baskını düzenledin, fakat yazık ki yazıklar ki beceremedin”
711 yılında İspanya’ya ayak basan Tarık bin Ziyad, gemileri yaktıktan sonra askerlerine şu şekilde hitap etmişti; “Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır. Düşmanın silahı, teçhizatı ve erzakı boldur. Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır.”
Evet…
Önümüzde ve arkamızda, içimizde ve dışımızda sayılamayacak kadar çok düşmanımız var ve inanın hiç ama hiç biri uyumuyor.
İşte korku ve endişem bundan.
Bu adamlar ERDOĞAN’ı ortadan kaldırmayı kafaya koymuş…
Bu adamlar Erdoğan’a bakınca tahtta oturan güçlü bir “hükümdar” görüyor.
Bu adamlar İslâm’ın bayraktarlığını üstlenmiş 21. Yüzyılın Selahattin-i Eyyubi’sini görüyor.
Milletçe dikkatli olmamız gerekiyor.
Peki Erdoğan’ı kimlerden koruyacağız?
Bence ilk başta ona en yakın olan yanıbaşındaki kişilerden korumak gerekiyor.
FETÖ ve yabancı istihbarat kuruluşlarının bu aşamadan sonra uygulayacağı taktik bu olacaktır. Erdoğan’a en yakın kişiler “ÇOK BÜYÜK PARALARLA” satın alınacak, alınmazsa tehdit edilecek, o da olmazsa şantajla montajla hainlerin safına çekilecek.
Allah Erdoğan’ın ve Türkiye’nin yardımcısı olsun…
https://hitittv.net/makaleprint/erdogan--racon-kesmek--derken-kimlerden-bahsediyor-/