Batı ve birçok İslam ülkesi Suriyeli mazlumlara kapılarını kapatırken, Türkiye 3 milyon sığınmacıyı bağrına bastı. Eğitimden sağlığa kadar bütün ihtiyaçları karşılanan mazlumlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sığınmacılara vatandaşlık verileceğine ilişkin açıklamasıyla sevince boğuldu. Ancak yurt içinde Paralel Yapı başta olmak üzere şer odakları ve muhalefet partileri alçakça bir algı operasyonu başlattı. Gelişmiş ülkeler yıllardır çeşitli ülkelerden nitelik insanlara vatandaşlık vererek kazanımlar elde ederken, Türkiye’nin bin yıldır aynı topraklarda yaşadığı akraba topluluğa sahip çıkması üzerinden nefret tohumları ekilmeye başlandı.
HALK KIŞKIRTILIYOR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Hükümet’i, ve mültecileri hedef alan algı operasyonu ile halk Suriyelilere karşı kışkırtılıyor. Esad rejiminin katliamından kaçarak Türkiye’ye sığınan milyonlarca Suriyeli, CHP başta olmak üzere siyasi partilerin adeta hedef tahtası haline getirildi. Her fırsatta Hitler dönemi faşizmini hatırlatan; “Verelim 3 milyar avroyu onlar baksın”, “Vatanını savunmayanların burada işi yok”, “Esad’dan da özür dile 3 milyon Suriyeli gitsin”, “Türk çalışsın, Suriyeli yesin” gibi söylemlerle Suriyelilere karşı adeta linç kampanyası başlatıldı. Oysa gerçeklik, muhalefet ve onun payandası medyanın aksettirdiğinin tam tersi. İşte bazı yalanlar ve gerçekler:
HALKIN ALGILARINA OPERASYON
YALAN: TOKİ konutları Suriyeli sığınmacılara ücretsiz verilecek.
GERÇEK: İskan düzenlemesi kapsamında evler vadeli olarak bedelle verilecek.
YALAN: 3 milyon Suriyeli mülteci Türk vatandaşlığına alınacak.
GERÇEK: Doktor ve mühendis, gibi nitelikli 300 bin sığınmacı alınacak.
YALAN: Sığınmacılar Türkler arasında işsizliği artıracak.
GERÇEK: Suriyeliler, işgücü açığı olan alanlarda çalıştırılacak.
YALAN: Sığınmacılar Türkler arasında işsizliği artıracak.
GERÇEK: Suriyeliler, işgücü açığı olan alanlarda çalıştırılacak.
YALAN: Suriyeliler vatandaş olduğu anda oy kullanabilecek.
GERÇEK: Mültecilere az bir yıl süreyle oy kullanamayacak.
YALAN: Sığınmacıların dil sorunu var iletişim kurulamıyor.
GERÇEK: Kamplarda ve STK’lar tarafından dil eğitimi veriliyor.
YALAN: Suriyeliler vatandaş olursa kişi başına düşen milli gelir azalacak.
GERÇEK: İş kurarak istihdam sağlayanlar büyümeye katkıda bulunacak.
YALAN: Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs veriliyor.
GERÇEK: Başarı durumuna göre Türkiye’de öğrenim gören bütün öğrenciler burs alıyor. Suriyeli öğrenciler aldığı bursların yüzde 15’i ulusal kaynaklardan, yüzde 85’i Avrupa Birliği tarafından karşılanıyor.
Vatandaşlık müjdesi moral oldu
Türkiye’de görev yapan Suriyeli akademisyenler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşlık açıklamasının moral ve motivasyonlarını yükselttiğini söyledi.
Süleyman Demirel Üniversitesi’nde (SDÜ) görevli Yrd. Doç. Dr. Siham Hindavi:
Suriye’de 15 yıl Osmanlı Tarihi üzerinde çalıştım. 2 yıldır Türkiye’deyim. Kendimi Türkiye’nin bir parçası hissediyorum. Türkiye bana burada müthiş katkı sağladı. Rüyalarım gerçek oldu. Artık buraya ne katabilirim düşüncesindeyim. Suriyelilerin Türkiye’ye yeni katkılar sağlamasında büyük ufuklar açacağını düşünüyorum. En zoru vatansızlık, yurtsuzluk.
SDÜ’ Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okutman olan Abdullah Mektebi:
Vatandaşlık haberini duyan her Suriyeli o kadar çok sevindi ki bu söz ne kadar için gerçekleşir ama müthiş bir moral ve motivasyon oldu. Onlar kendilerini, vatanlarını kaybetmiş hissediyorlar ve yeni bir vatan arayışındalar. Artık Suriye’ye dönüşleri çok zor görülüyor. Suriyeliler Türkiye’ye sorun çıkarmak için gelmedi. İstisnalar olsa da Suriyeli insanlar, pazara gitmeye çalışıyorlar, hangi işler uygunsa çalışmaya çalışıyorlar. Kaynak haber / star politika
Mültecilerin varlığına yönelik kaygı, hatta korku demeliyim, Avrupa'da merkez siyaseti radikal sağın yabancı düşmanlığına ve İslamofobisine yaklaştırmakla kalmıyor. Radikal sağı da teröre bulaşma noktasına vardıran bir ırkçı tepkiye götürüyor. Biz de ülkemizdeki Suriyelilerin uyumunun Türkiye siyasetinde kalıcı tesirler bırakabileceğini öngörmek durumundayız.
Sade Türkiye vatandaşının işini, gelirini kaybetme korkusunu tetikleme amacı taşıyan "popülist" değerlendirmeler rasyonel bir politika konusunu bir fay hattına çevirebilir.
Özellikle Kürt milliyetçilerinin Suriyeli sığınmacılara "vatandaşlık verilmesi" uygulamasını kendilerine karşı "demografik bir operasyon" hatta "asimilasyon" olarak görmeleri ise alarm zillerini çaldıracak ölçüde vahim. Vatandaşlığın AK Parti iktidarına "oy deposu" olacağı argümanı da temelsiz bir varsayım.
Ülkemizdeki sığınmacıların sorumluluğunu Türkiye'nin dış politikasına fatura etmek de bir fayda sağlamaz. Küresel ve bölgesel güçlerin tümünün Suriye iç savaşının uzamasındaki sorumluluğunu anlatmak nasıl bizim sığınmacı ve PYD tehdidi sorunumuzu çözmüyorsa... Yapılması gereken iki şey var: İlki, "vatandaşlık verilmesi" kararının "kapsamlı bir uyum politikasının" bütünleyici bir parçası olarak uygulanması. "Geçici koruma" statüsünden "vatandaşlığa" geçişin kademeli olarak planlanması ve öncelikle nitelikli Suriyelileri hedeflemesi de bunu gösteriyor. Ancak kapsamlı uyum politikasının en kritik ayağı Suriyeli gençler olmalı. Ülkemizdeki Suriyelilerin yarısının 19 yaş altı olduğu düşünülürse gençliğin uyumu sosyalleşmeden eğitim ve istihdama kadar birçok konuyu kapsıyor.
Şurası net: Türkiye, Suriyelilere kucak açmayı sadece insani yardım olayı olarak görmüyor. Kendi bölgesel derinliğinin ve insani zenginliğinin kritik bir unsuru olarak değerlendiriyor. Yakın bir gelecekte tüm Suriyeliler ülkesine dönecek olsa bile bu yaklaşımla politika üretmek Türkiye'nin geleceğine katkı sağlayacak.
https://hitittv.net/makaleprint/suriye-lilere-vatandaslik-gercegi-nedir--/